Sex similasyon chat Free webcam slut no sign up

Kalp, akciğer ve bağışıklık sistemi gibi fizyolojik mekanizmalar hakkındaki adaptasyonist düşünce ile evrimsel biyolojideki düşünce ortaktır. Evrimsel psikoloji, zihnin vücudun farklı işlevler sunan farklı birimsel uyarlamalar ile benzer bir modüler yapıya sahip olduğunu savunduğundan psikolojideki aynı düşünce ile uyuşur.

İnsanın kökeni ve tarihi daha çok aydınlanacaktır (Darwin, 1970, s. boyunca birçok düşünür, Darwin’in temel anlayış biçiminden hareketle psikolojiye daha sistematik bir yaklaşım için gerekli yapının nasıl inşa edileceği sorusunu çözmeyi denediler (Tooby ve Cosmides, 2005).

468).” Darwin’in bu sözleri, günün birinde “evrimsel psikoloji” adında yepyeni bir alanın doğacağını haber veren ilk sözler gibidir. Tüm bu çeşitli yaklaşım ve çabaların da etkisiyle, birkaç on yıl önce evrimsel psikoloji alanı ortaya çıktı.

Çocuk ve çocukluk olgusunun algılanışı farklı coğrafyalara ve farklı dönemlere göre değişken­lik göstermektedir.

Her iki olgu da kimi zaman yok sayılmış, kimi zaman yetişkinlerle aynı kategoride algılanıp onların dünyasına aitmiş gibi görülmüş, kimi zaman da çok önemle üze­rinde durulup masumluğunun korunması için sınırları özenle belirlenmiştir.

Türlerin Kökeni’nin son sayfalarında, doğal seçilim yoluyla evrim teorisini açıklayan Darwin cüretli bir öngörüde bulunmuştur: “Gelecekte çok daha önemli araştırmalara açık alanlar görüyorum.

Psikoloji, Bay Herbert Spencer’ın şimdiden attığı temelle, zihni güçlerin ve yeteneklerin ancak yavaş yavaş ve aşamalı olarak kazanılmış olmasının gerekliliğine, güvenle oturtulabilir. Çocuk bu ilişkiyi kurmada düş gücünü ve yaratıcılığını pekiştirir­ken “oyun” ritüelinden beslenmekte böylece sosyalleşme örüntüsü içerisindeki yerini belirleyebilmektedir. Bu noktada gözlenen tarafıyla iletişim sürecini kolaylaştıran bir araç olarak konumlan­dırabildiğimiz bilgisayar ekranı, paradoksal biçimde iletişimi sekteye uğratarak çocuğun çevresiyle “temassızlığını” ortaya çıkarabilmektedir.Bu oluşum süreci oyunun toplumsal işlevi çerçevesi içinde düşü­nüldüğünde çocuk dış dünyayla iletişim kurabilme yetisini “temas etme” pratiği üzerin­den geliştirebilmektedir. Bu açıdan değerlendirdiğimizde geçmişte eğlence, sosyalleşme ve kültürel aktarım rolünü üstlenen oyun, artık gizli öz­nelerle ya da elektronik dünyanın belirlediği kurallarla bilgisayara karşı oynanma prati­ğine dönüşmektedir.Küreselleşme söylemleriyle birlikte, bireylerin gerek sosyal gerekse psikolojik ihtiyaçla­rını gidermek için kullandıkları teknolojik aygıtlarla sarmalanmış bir dünyayla karşı kar­şıyayız.Yeni iletişim teknolojilerinin gelişmesi, yaygınlaşması ve yaşam alanlarına yan­sıması, aynı zamanda çocuğun imgelemi ile arasındaki ilişkinin dönüşümünü de berabe­rinde getirmektedir. Çocuğun doğumundan itibaren içinde var olduğu teknolojik fanus, çocuğun zihinsel anlamda beslenme ve yenilenme yöntemlerini derinden etkilemekte böylece bunun bir aracı olan oyunun oynanma şekillerinde de birtakım değişikliklere yol açabilmektedir.Bu bağlamda çalışmada literatür taramasıyla elde edilen bilgiler yorumlama metoduyla değerlendirilmektedir.

Tags: , ,